Sebanyak 244 item atau buku ditemukan

Akademik Makaleler

Akademik Makaleler, Merhum Mahmud Esad Coşan Hocaefendi’nin, kaleme aldığı akademik makalelerinin toplu olarak bir araya getirilmesinden oluşmaktadır. 1960’lı yıllardan 1980’li yıllara kadar yazılmış olan bu makalelerin önemli bir kısmı çesitli dergilerde yayımlanmış, bir kısmı da daktilo edilmiş olmasına rağmen herhangi bir yerde yayımlanmamıştır. Kendi hususi kütüphanesinde daktilo edilmiş halde bulduğumuz ancak nerede yayımlandığını tespit edemediğimiz yazılardan bazılarının çesitli dergilerde yayımlanmış olması da mümkündür. Dil, tarih, edebiyat ve kültür alanlarında geniş bir yelpaze içinde ele alınan makaleler akademik camia için olduğu kadar meraklıları için de önemli bir başvuru kaynağı niteliğindedir.

Akademik Makaleler, Merhum Mahmud Esad Coşan Hocaefendi’nin, kaleme aldığı akademik makalelerinin toplu olarak bir araya getirilmesinden oluşmaktadır. 1960’lı yıllardan 1980’li yıllara kadar yazılmış olan bu makalelerin ...

Islam Re-defined

An Intelligent Man's Guide Towards Understanding Islam

1. Maryam, Yaaseen, Hood, An-Nahal, Al-Ahqaf, Yunus. 2. Al-Mulk, Al-Kahf Qaaf.
3. Al-Hadeed, Al-Qasas, Ar-Rahman. 4. Al-Ikhlas, Al-Baqarah, Al-In'aam. Al-
Mominoon 5. Al-Qasas, AzZamar, Al-E'raf, Yunus, Luqman. 6. Al-Furqan, At-
Taubah, ...

Biografi seorang guru di Aceh

kisah Syamsuddin Mahmud kepada Sugiono M.P.

Autobiography of Mahmud Syamsuddin, a scholar and the former governor of Nanggroe Aceh Darussalam, 1993-1998.

Ia tinggal berdua dengan Pak Guru Yunus. Karena bekerja di Kantor
Penerangan, Pak Mahmud Hanafiah mempunyai radio yang tak pernah
dimatikan agar ia selalu mendengar siaran warta berita. Sedangkan dua kamar
lainnya dihuni Pak ...

İlim Sanat ve Panzehir Dergileri Başmakaleleri

Başmakaleler-3

Bu kitap, Merhum Mahmud Es'ad Coşan Hocaefendi tarafından yayın hayatına kazandırılmış olan İlim ve Sanat dergisi ile Panzehir dergisinin, yine Esad Coşan Hocaefendi tarafından kaleme alınmış olan başmakalelerinden oluşmaktadır. İlk sayısı Mayıs 1985 yılında çıkan İlim ve Sanat dergisi, 48. sayısı ile 1998’de yayın hayatına ara vermiştir. Dergi’de iletişimden eğitime, Avrupa Topluluğu’ndan demokrasiye, hukuktan enerjiye, çevreden şehirciliğe pek çok mesele dosya konusu yapılmıştır. Dosyalar ve sair bağımsız yazılar alanlarının uzmanlarınca ele alınmıştır. Dergi, üslûbu, hedef kitlesi, konuları ele alış ve sunuş biçimi ile çeşitli kesimlerin ilgisini çekmiş, o yayın hayatı boyunca bir okul vazifesi görmüştür. Üniversite öğretim üyelerinden, yurt dışında eğitim görmüş elemanlardan, yüksek dereceli idarecilerden, uzman planlamacılardan, olgun şahsiyetlerden müteşekkil, geniş bir ilim ve irfan çevresi derginin hedef kitlesini oluşturmuştur. Başmakalelerde müslümanların sahip olduğu ve sahip olması gereken ilim ve sanat anlayışı enine boyuna işlenmiş; maddî ve mânevî kurtuluş; metotlu çalışmaya, ilmî araştırmalara, dış dünyadaki yenilik ve gelişmeleri dikkatle takibe, yeni ve orijinal, yapıcı ve üretici olmaya bağlanmıştır. Asil ecdadımızın, kahramanlıkta olduğu kadar, ilim ve sanatta da öncü oldukları, hem akla, hem kalbe dayanarak ilerleyip yükseldikleri, kıtalar fethettikleri; maddî ve mânevî değeri yüksek medeniyetler kurdukları fikri işlenmiş; ilim ve irfan, fikir ve sanat çığırı açmaya, tüm insanlığa ışık tutulmaya çağırılmıştır. Ağırlıklı olarak sağlık konularının işlendiği ve 17. sayıdan itibaren Vefa Yayıncılık tarafından devralınan Panzehir dergisi de Mayıs 1991 yılından, Şubat 1998 yılına kadar iki ayda bir okuyucusunun karşısına çıkmıştır. Kimi zaman iki sayısı birleştirilerek yayınlanan dergilerden İlim Sanat için toplam 45, Panzehir için ise 17 başmakale kaleme alınmıştır. Yazılar önce İlim ve Sanat, sonra da Panzehir dergileri olmak üzere kronolojik sıraya göre yayımlanmıştır. Bu şekilde Hocaefendi’nin fikrî düşünce ve mücadelesi, siyasî ve sosyal hadiselere bakışı ile tavrı takip edilmiş olacaktır. Başmakalelerde yer almış ve kaynakları verilmemiş olan âyet, hadis, kelâm-ı kibar ve şiirlerin kaynakları mümkün olduğunca tespit edilip dipnotta gösterilmiştir. Uzun zaman aralığında yazılan yazılar içerisinde kimi kelime ve kavramlardaki yazım farklılıkları giderilerek bir imlâ birlikteliği sağlanmıştır. Sonuna kaynakça ve özellikle araştırmacıların istifadesini kolaylaştırmak için ayrıntılı bir dizin ilave edilmiştir. Ayrıca her yazının başına dipnot olarak künyeleri verilmiştir. Derginin isminden sonra gelen ve romen rakamı ile yazılan rakam derginin cildini, takip eden rakam ise sayısını göstermektedir. Parantez içinde de derginin yayımlandığı tarih yer almaktadır. Keza Panzehir dergisinin de sayısı ve yayımlandığı tarih belirtilmiştir.

Biz Fatihlerin, Kânûnîlerin, Barbarosların, Süleyman Çelebilerin,Yunus Emrelerin
, Fuzulîlerin, Aziz Mahmûdi Hüdâîlerin, Evliyâ Çelebilerin, Taşköprîzâdelerin,
Hezarfenlerin, Itrîlerin, Kâtip Çelebilerin, Hafız Osmanların, Ebussuudların, Kemal
 ...

Davetü'l Emir

Bu kitap “Davetü’l Emir” adı altında 1926’da bir mektup şeklinde Urdu dilinde yazılmış olup, Farsçaya çevrilerek eski Afgan Kralı Emanullah Han’a sunulmuştu. İlk İngilizce tercümesi “Invitation To Ahmadiyyat” (Ahmediyet’e Davet) adıyla 1961 yılında basılmıştır. Davetü’l Emir, her devirde insanoğlunun istifadesi için yazılmış bir kitaptır. Kral Emanullah Han’ın bu kitabın kendisine sunulmasından iki yıl evvel, üç Afganlı Müslüman Ahmediyi recmettirerek (taşlatarak) öldürtmesinden dolayı, bu kitap özel bir mana ve ehemmiyet kazanmıştır. O feci hadiseler üzerine, Müslüman Ahmediye Cemaati’nin tebliğini, gayelerini ve mantıki esaslarını, sözü geçen kralın dikkatine sunmak mecburiyeti ortaya çıkmıştı. Hadiseler ve mektup şeklindeki eser artık tarihe mal olmuştur. Ancak, onların önemi ve etkisi bugün bile devam etmekte ve gittikçe artmaktadır. Bundan dolayı, “Davetü’l Emir’in o zamandan günümüze defalarca basılmış olmasına hayret edilmemesi gerekir. Bu kitap, sayısız insanın hidayet bulmasına vesile olmuştur. Onun vasıtasıyla doğruyu bulanlardan biri de, Peşaver ve çevresinde çok iyi tanınan Han Fakir Muhammed’dir. O, Ahmediyet’e kavuşmadan önce, 1930’lu yıllarda Londra’ya giderken, Müslüman Ahmedi kardeşi Muhammed Ekrem Han birkaç diğer kitapla beraber “Davetü’l Emir”in bir kopyasını, kendisine haber vermeden bavuluna koymuştu. Avrupa’yı dolaşırken o, zamanımızda Batının maddi refah ve ilerlemesine ve Hıristiyanların İslam memleketlerinde ve diğer memleketlerdeki hâkimiyetine de tanık olunca, “Acaba bu durum değişmeyecek mi?” “Müslümanlar böyle bitkin ve zelil durumda sonsuza kadar kalacaklar mı?” “Ve bir daha dünyanın manevi liderliğine yükselemeyecekler mi?” diye İslam’ın tekrar yükselişi ile ilgili ümidini yitirmişti. Han Fakir Muhammed, can sıkıntısını gidermek için bir şey okumak istediğinde bavulunu açıp karıştırınca, “Davet-ül Emir”i buldu ve onu okumaya koyuldu. O, bu kitap içinde “İkinci Delil - Peygamber Efendimiz’insav Şahadeti” adı altında, onun mübarek dilinden bin dört yüz sene önce çıkan İlâhî gaybi haberleri buldu. Bu gaybi haberler, Hıristiyanlığın galip gelmesi, refahı ve kudretinden sonra, İslam’ın tekrar dirilerek gücünü yeniden kazanacağından söz etmekteydi. O, bu gaybi haberleri okuduktan sonra, “Hıristiyanlığın galibiyeti hakkındaki haberler nasıl doğru çıktıysa, İslam’ın tekrar dirilip galip geleceği hakkındaki önceden verilmiş olan haberler de kesinlikle doğru çıkacaktır,” diye bir kanaate varmıştı. O, bu gaybi haberleri okuyup, İslam’ın çöküşünden sonra tekrar dirilip galip geleceği hakkındaki vaadin, Vadedilen Hz. Mesih ve Mehdias vasıtasıyla gerçekleşeceğinden de emin olmuştu. Han Fakir Muhammed kitabı elinden bırakmadan okumaya devam etti. O, daha kitabın sonuna gelmeden, Hıristiyanlığın İslam’a meydan okumasına karşı, ancak Ahmedi Müslümanların bir cevap olduğuna kanaat getirdi ve biat ederek Vadedilen Mesih ve Mehdi’ninas cemaatine katılıp, İslamiyet’in dirilişi için fedakârlığa çağıran her ses karşısında, öncelikle “lebbeyk” (hazırım) diyenlerden oldu. Allah kendisinden razı olsun. Âmin.

... yalan söylerken, zulmederken, sahtekârlık yaparken, hak çiğnerken,
kibirlenirken veya iktirdar elde etmek için çabalarken, gördü mü? Beni, her
konuda ve her durumda denediniz, ancak. 163 Yunus suresi, ayet 16-17 164 El
Hafiz İbni Kesir, ...

İslâm Dergisi Başmakaleleri

Başmakaleler-1

"Elhamdülillah Müslümanız, gayemizin kaynağı imanımızdır. Biliyoruz ki, dünya bizim asıl yurdumuz değil, muvakkat bir imtihan yeri. Ömrümüzün rüzgâr gibi süratle geçip gittiğini gördükçe, ahiretimiz için halisane ve yoğun Salih ameller işlemek gerektiğini daha kuvvetle hissediyoruz. Fırsat kaçmadan insanlık için faydalı işler yapmalı; dinimize ve din kardeşlerimize bütün imkânlarımızı kullanarak hizmet etmeliyiz." Böyle diyordu, Merhum Mahmud Es'ad Coşan Hocaefendi, İslam Mecmuası'nın 1983'te yayınlanan ilk sayısının ilk başyazısının ilk cümlelerinde… Gayesi insanlığın kurtuluşuydu… Aylık dergi olarak Eylül 1983’te yayın hayatına başlayan İslâm, Haziran 1998’e kadar 15 yıl boyunca ülkemiz insanının ilim, kültür, sanat ve düşünce seviyesinin yükselmesine önemli katkı sağlamış; dünyanın çeşitli yerlerinde bulunan mazlum ve mağdur insanların durumu ile ilgilenmiş; dünya müslümanlarının Türkiye müslümanları ile tanışmasında büyük çaba sarf etmiştir. Merhum Mahmud Esad Coşan Hocaefendi, müslümanların eğitim ve öğretimini en mühim mevzu görmüş, toplumun geniş kesiminin bu yönden eğitilmesi gayesiyle İslâm dergisini çıkarmıştır. Dergi kısa süre içerisinde büyük bir rağbet görmüş; kültür, ilim ve irfan mektebi haline gelmiştir. Hocaefendi, yayın hayatı boyunca dergi ile yakından ilgilenmiş, bütün meşguliyetine rağmen başyazılarını yazmayı ihmal etmemiştir. Her bir başyazıyı, onu okuyana bir mektup olarak değerlendirmiş; günün gelişen ve değişen şartlarını göz ardı etmeden temel değerleri işlemiş; her biri ne zaman ve nerede okunursa okunsun tazeliğini koruyacak konuları büyük bir maharet ve sadelikle yazıya dökmüştür. Hocaefendi’nin üslûbu zorlamasız, sade, sürükleyici, her seviyeden insanın idrakine hitap edici ve tamamen kendine has bir mahiyet taşımaktadır. Birbirine yakın ve zıt anlam taşıyan kelimeler bir inci gibi dizilir, yazılar okuyanı dinlendirir. Dergide yayınlanan başyazılar kronolojik sıraya göre aynen bu kitaba alınmıştır. Makalelerde yer yer o gün için önemli olup sonradan önemini kaybetmiş bazı güncel meselelerin işlenmiş olduğu görülecektir. Bu tür yazıların, Hocaefendi’nin düşünce dünyasını bir bütün olarak tanımak ve o günün şartlarını değerlendirmek açısından önemli katkılar sağlayacağı kanaatindeyiz. Başyazılarda yer almış ve kaynakları verilmemiş olan âyet, hadis, kelâm-ı kibâr ve şiirlerin kaynakları mümkün olduğunca tespit edilip dipnotta gösterilmiştir. Uzun zaman aralığında yazılan yazılar içerisinde kimi kelime ve kavramlardaki yazım farklılıkları giderilerek bir imlâ birlikteliği sağlanmıştır. Sonuna kaynakça ve özellikle araştırmacıların istifadesini kolaylaştırmak için ayrıntılı bir dizin ilave edilmiştir. Yaygınlığı, etkisi ve ortaya koyduğu anlayışla geniş bir kesime etkili bir çığır açmış olan İslâm dergisinin, olayların peşinden sürüklenmeden, her bir sayısında bir gündem üretmiş olan başmakaleleri okunduğunda aynı mesajın bugüne olduğu kadar yarınlara da ne kadar hitap ettiği anlaşılacaktır.

Cemaat dışındaki diğer Türklerle de tanışma ve yakınlaşma sebebi, İslâmî birlik
veberaberlik vesilesi olsun diye, ''Yunus Emre ve Tasavvuf” konulu bir konferans
düzenledik. 16Aralık günü yapıldı. Tutulan salon, geniş bir avlu içinde, öyle ki ...

İdeal Yol

Başmakaleler-4

İdeal Yol, Merhum Mahmud Esad Coşan Hocaefendi’nin 1960, 70 ve 80’li yıllarda çeşitli gazete, dergi ve yıllıklarda yazdığı yazılar ile yine aynı senelerde TRT radyo ve televizyonunda yapmış olduğu konuşmaların kendisi tarafından kaleme alındığı metinlerinden oluşmaktadır. Kimileri de yazmaya başlayıp tamamlayamadığı veya tamamlasa da bir yerde yayımlayıp yayımlamadığını tespit edemediğimiz yazılarından oluşmaktadır. M. Esad Coşan Hocaefendi okurlarının hemen hemen tamamına yakını, ona ait olan bu metinlerden ilk defa haberdar olacak, onun kendine has üslubuyla kaleme almış olduğu yazılarını keyifle okuyacak, bilgilenecek ve bir medeniyetin ikliminde seyr ü sefer etmenin hazzını yaşayacaktır. Hocaefendi, bu günün insanına bazen öğrenci yıllıklarının sayfalarından, bazen gazete köşesinden, bazen dergi sayfalarından, bazen radyo stüdyosundan, bazen de televizyon ekranından seslenirken günün dilini yakalamış, her kesimden her seviyeden insanın idrakine, duyuşuna ve anlayışına hitap etmesini bilmiştir. Kitapta birbirine yakın konulu yazılar bir araya getirilmek suretiyle kendi içerisinde genel bir tasnife tabi tutulmuştur. Kaynakları verilmemiş olan âyet, hadis, kelam-ı kibar ve şiirlerin kaynakları mümkün olduğunca tespit edilip dipnotta gösterilmiştir. Geniş zaman aralığında yazılan yazılar içerisinde kimi kelime ve kavramlardaki yazım farklılıkları giderilerek bir imlâ birlikteliği sağlanmıştır. Sonuna kaynakça ve özellikle araştırmacıların istifadesini kolaylaştırmak için ayrıntılı bir dizin ilave edilmiştir. Ayrıca her bir yazının nerede yayınlandığı dipnotta verilmiştir. Yapılan konuşmaların da eğer tespit edilmişse TRT’de hangi tarihte konuşulduğu kaydedilmiştir.

117 Yunus Emre rahmetullâhi aleyh de şu dörtlükte aynı hususu dile getiriyor:
Mumsuz baldır şerîat Tuzsuz yağdır tarîkat Dost için balı yağa Pes niçün
katmayalar!118 Sevgili okuyucular! Şeriatın bir hükmüne bile canlar fedadır.
Allahu Teâlâ ...

Necat

Ama kâfirler “nereden bilelim günah işleyip işlemediğini; işimiz sürekli seni
izlemek mi?” diyebilirlerdi ama diyemedi. Peygamber Efendimiz'insav iyiliklerle
süslenmiş. 27 Yunus (10) sûresi, ayet 17 28 Al-i İmran (3) sûresi, ayet 68 29
Matta 4.